Kalkancı ve 27 Mayıs tan 28 Şubat a

01 Ocak 1970

Milli Birlik Komitesi?nin bir üyesi tarafından ?Eğer Menderes idam edilmeden bir gün önce bir kaç yüz kişi Ankara Kızılay meydanında yürüyüş yapsaydı biz Menderesi idam etmeyecektik? denilmesi, benim 27 Mayıs ile ilgili çok anlamlı bulduğum bir bilgi idi.
Dikkat ettiniz mi ilk defa 27 Mayıs yoğun bir şekilde ve yüksek sesle, derin acı hisleri ile anılıyor. Darbecilik konularında susan çok insanın bastırdıkları duygularını daha rahat ifade ettiklerini görüyoruz.
Daha konuşan bir ülke olduk. 49 yıldır en ciddi eleştirilerin bugün yapılması çok anlamlıdır. Çünkü korkular dağılmıştır ve gizli çeteler deşifre olmuştur. Türkiye Ergenekon terör örgütü davası nedeniyle yalın tarihi ile yüzleşmeye başlamıştır.
Bir insanın geçmişi ile yüzleşebilme ve yaşadığı travma, şok yaşantılar ve hayat olayları ile yüzleşip hesaplaşmayı başarması önemli psikolojik olgunluk işaretidir.
Göze çarpan yeni kuşakların gördüğü bazı tespitler;
Yalan haberlerle kamuoyu oluşturulması, 27 Mayıs?ta Beyazıt meydanında yaşanan olayların benzeri 28 Şubat?ta yaşandı. Ordu göreve yürüyüşleri, İsmailağa cinayeti, Isparta Çam dağında Bediüzzaman ağacının kesilmesi hep toplumsal olayları kışkırtmak için yapıldı.
Darbe öncesi sokak olayları ve hürriyet yürüyüşlerinin ve öğrenci hareketlerinin, İnönü?nün taşlanması olayının bazı çetelerce yönetildiği gerçeği, memleket satıldı propagandaları. Bugün Fadime Şahin ve Ali Kalkancı senaryosu ne ise o gün bebek davası o idi.
28 Şubat?ta 10.ncu yıl marşı, 27 Mayısta plevne marşının propaganda amacı ile beyin yıkamada kullanılması benzer yöntemlerdi.
27 Mayıs?ta sokak hareketlerine katılanların ve darbede aktif rol alanların ilerki yıllarda kolayca terfi etmeleri, ordunun subay kadrosunun yarıdan fazlasının tasfiye edilmesi. 28 Şubat?ta YAŞ kararı ile darbe yapmaya engel olacak subayları ayıklama benzer eylemler olarak gerçekleşti.
Menderesin göğsünde sigara söndürülmesi, işkence amaçlı prostat muayenesi yapılması, yağlı ip ve cellat parasının Menderes?in ailesinden tahsil edilmesi.
Darbe sonrası adalar kelimesi geçen şarkıların yasaklanması, Kumkapı?dan Yassıada?ya tünel kazılıyor iddiası ile inceleme yapılması aslında halktan korkan 27 Mayıs kadrolarının paranoyası idi. Menderes idam edildikten sonra korku içinde kalmalarına rağmen toplumun demokratik tepkisini göstermemesi nedeniyle Menderes ve arkadaşlarını idam edebildiler.
Dışişleri Bakanı  Fatin Rüştü Zorlu neden idam edildi?
O tarihlerde Bağdat Paktı uluslararası güç odaklarının çıkarına olmayan İslam Birliği?ni çağrıştıran bir projeydi. Bu proje için çalışan üç kişi Menderes, Zorlu, Polatkan öfke çeken kişiler oldular.
Bugün ise tersi oldu, derin Türkiye devleti ve uzantısı ETÖ yapılanması Avrasya projesi ile öfke çeken kişiler oldular.
Demek ki derin dünya devletinin derdi irtica falan değil satratejik çıkarları idi. Darbecilerin 1 Mart 2003 teskeresinde hükümeti zor durumda bırakmak için ABD çıkarlarına ters düşmeleri bir dönüm noktası oldu. Derin dünya güç odakları Türk halkının seçim mesajını da iyi okudular. 
Özetle darbelerin tekrarlamaması için görünen ve görünmeyen sebepleri iyi analiz etmek gerekir. 27 Mayıs?ta görülen sebepler hükümetin sertleşmesi ve tahkikat komisyonlarını kurması idi.
27 Mayıs?ta görünmeyen sebepler ise uluslarası güç dengelerini bozan hükümet politikaları, halkın kendi iradesine sahip çıkmak adına demokratik tepkisini gösterememesi gerçeği vardı.
Siyaseti öğrenmiş Anadolu çocukları
Hakkımızı aramazsak bizi yönetenler ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar bir süre sonra kendilerini yeryüzü tanrısı gibi görmeye başlarlar.
Bugün demokratik tepkisini verebilen bir toplum, siyaseti öğrenmiş Anadolu çocukları, darbeleri onaylamayan yeni dünya düzeni ve Ortadoğu?da yalnızlaşan ABD?nin ve AB?nin Türkiye?ye şiddetle ihtiyaçlarının olması gerçeği vardır.
Bu sebeplerle Yassıada?nın özgürlük müzesi olmasını isteyen genç siviller çok haklılar. Türkiye?deki sistem bugün otoriter değil ama totaliter resmi ideolojiyi yaşatmaya çalışıyor
Hesap veren değil hesap soran bir toplum olabilirsek çağı yakalamış oluruz. Çağdaşlık biçimde değil zihinde yaşayan ve gelişen bir değerdir. Halkına tuzak kuran askeri bürokrasinin  gölgesinden böyle kurtuluruz.