Seçme hakları gaspedilen seçmenler

01 Ocak 1970

Hatırlayanlar vardır belki; Cumhurbaşkanı seçimine ilişkin Anayasa değişikliğine ilişkin kanunun adaylık şartlarını belirleyen bölümüne yönelik yayımladığım eleştiride, ?yaş sınırı?nın eskiden olduğu gibi 40, öğretim seviyesinin ise ?yine eskiden olduğu gibi- ?yüksek? olarak belirlenmiş olmasına özellikle dikkat çekmiştim.
Cumhurbaşkanı adaylığı için öngörülen bu şartlar, bana göre, ?cumhuriyet?in temel ilkesine ?eşitlik- aykırıydı. Cumhurbaşkanı seçiminde aday olabilmek için milletvekili seçilebilmek için getirilen yaş ve öğretim sınırının yeterli görülmemesini ?cumhuriyetçi? ilkeler açısından doğru bulmamıştım.
Bazı okurlarım bu eleştirime -özetle- şöyle itiraz ettiler: ?Devletin başına 8 yıllık temel eğitim alan birisinin gelmesini beklemiyorsunuz herhalde!?
Bilmiyorum doğrusu; 8 yıllık bir okul hayatı olan bir vatandaşımız Köşk'e çıkarsa sonuç ne olur, hiç düşünmedim doğrusu...
Ama şunu iyi biliyorum: Pratikte ne olur ne biter bilemem ama bir ?cumhuriyet? (bugün ?cumhuriyetçi? günümdeyim!) seçimle gelinen makamlarını hiç değilse ?teorik? olarak, ?yüksek öğretim? görmemiş vatandaşlarına kapatamaz... Zaten merak edilmesin; 8 yıllık okul hayatından sonra iş hayatına atılan bir vatandaşın cumhurbaşkanı olabilmesi gibi bir tehlike yok ortada... Ama bir ?cumhuriyet?, seçimle gelinen makamları için yüksek öğretim diploması sahibi olmak gerektiğini anayasasına geçiremez.
Bugün bu eleştirinin bir benzerini Anayasa'nın ?Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma? başlıklı maddesini önüme koyarak genişletmek istiyorum. Anayasa'nın 67. maddesinin bir fıkrası siyasi haklardan bahisle şöyle demektedir:
?Silah altında bulunan er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler (...) oy kullanamazlar.?
Bana sorarsınız, yukarıda sıralanan kişilerin seçme haklarının sınırlanmış olması da ?hem de son derece- yanlıştır. Bir vatandaşlık görevini (askerlik) yerine getirmek, bir vatandaşlık hakkını (seçme hakkı) niçin ortadan kaldırsın? Ayrıca bildiğiniz gibi bu kategoriye giren seçmen topluluğu az buz da değil. Sayıları 700 bine ulaşan bir seçmen kitlesinden söz ediyoruz. (Bu sayıyı yabancı bir derginin TSK'ya ilişkin sayfasından aldım, doğru olmayabilir. Söz konusu dergiyi tercih etmemin nedeni ise aradığım bilgiye (silah altındaki er ve erbaş sayısı) yerli internet sitelerinde ulaşamamış olmam. Ancak iddialı değilim, belki de ben ulaşamadım.)
Oysa biz biliyoruz ki ?medeni ülkeler?de bizdeki kısıtlamanın benzeri yok. O ülke vatandaşları askerlik görevlerini yaparlarken seçme haklarını da pekâla kullanıyorlar.
Tamam, benzer bir uygulamanın Türkiye'ye de taşınması durumunda ortaya ?acayip? sonuçlar çıkabileceği filan iddia edilebilir. Ama bu yeterli bir delil midir? Hakim gözetiminde açılan ve kapanan seçim sandıklarının kışlalarda kurulması düşünülemez mi? Bazı kuşkular nedeniyle er ve erbaşların seçme haklarının gaspedilmesi çok daha manzurlu değil midir? Unutmayın, şöyle böyle değil, 700 bin seçmenden söz ediyoruz....
?Siyasi haklar? ve dolayısıyla ?seçme hakkı? söz konusu olduğunda aklımıza gelmesi icabeden bir kayıtsızlık da ?tabii ki- yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızla ilgilidir. Bugün AB sınırları içinde 3.9 milyon Türkiyeli göçmenin yaşadığı söyleniyor. Bu büyük topluluğun yüzde 37'sinin yaşadığı ülkenin vatandaşlığına geçtiği de verilen bilgiler arasında. (Türkiye'nin AB'ye girişi bu yolla olacak zaten!) Türkiye Araştırmalar Merkezi Vakfı'nın AB ülkelerinde yaşayıp da oy kullanma hakkına sahip olan Türklere ilişkin verdiği rakam da çok etkileyeci: 2 milyon 455 bin. (Bu rakam bana biraz problemli görünüyor ama...) Yani özet olarak, sadece Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere yurtdışında ?hiç değilse- 2 milyondan fazla seçmen yaşıyor.
Yaşıyor yaşamasına ama ne yazık ki bu büyük seçmen topluluğu da ?tıpkı er ve erbaşlar gibi- seçme hakkından yoksun. Demek ki,sayıları 3 milyonu geçen bir seçmen topluluğunun en temel siyasi hakkı gaspedilmiş durumda.
Oysa bakın: Geçen günlerde Fransa cumhurbaşkanını seçerken, yurtdışında yaşayan Fransızlar seçme haklarını kullanabilsinler diye Türkiye de içinde olmak üzere kaç ülkede, kaç merkezde sandık kuruldu. Sandığın olmadığı durumlarda da ?vekalet? gibi kurumlar işletilerek ülkelerinde bulunmayan Fransız vatandaşlarının seçme haklarının zayi olmaması için nasıl gayret sarfedildi...
?Cumhuriyet?i ciddiye almak böyle bir şey... Yani her şeyden önce ?siyasi haklar?a halel gelmeyecek...