New Page 1

 
Hasan El Benna ve Müslüman Kardeşler
01/11/2014 - 06:41

Beşir Eryarsoy
Facebook da Paylaş

Zorlu, sıkıntılı ve buhranlı zamanlarda toplumların önüne toplumsal hayatın pek çok cephesinde yaşanan krizlerden, sıkıntılardan kurtulmanın çarelerini arayan, yollarını gösteren, toplumlarına, ümmetlerine önderlik ederek önlerini açan büyük şahsiyetlerin de ortaya çıkış zamanları olduğu tarihte açıkça görülen gerçeklerdendir. 

Şehit, imam Hasan el-Benna 43 yıllık bir ömre yalnızca bir cemaat kurmayı, her birisi başlı başına bir program ve ciltlerle ancak hakkıyla açıklanabilecek çapta özlü risaleler yazmayı sıkıştırmakla kalmamıştır. Hatta diyebiliriz ki, Risalelerinden başka bir eser bırakmamış olsaydı, bunlar dahi onun ileri çapta bir ilim, fikir ve hareket adamı olarak tarihe geçmesi için yeterli idi.


Ama o, bu kadarıyla yetinmedi. Yazdığı her bir cümlenin gereğini en mükemmel anlamda yerine getirdi. Her bir kelimeyi başlı başına hareket eden adeta büyük birer şahsiyete dönüştürdü, teriyle, kanıyla bu kelimelere hayat verdi. Bütün ümmetin önünü açan hatta makûs talihini değiştirmenin yollarını gösteren ve fiili olarak da bunu kurduğu müstesna hareketiyle ortaya koyan örnekliğini yaptı.
Bu hüviyetiyle o, aynı zamanda bir hareket adamıdır.


Yani o işaret ettiğimiz bu temel özellikleriyle gerçek manada bir peygamber varisi idi. 
Yüce rasule ihsan edilmiş ve kendisinden önceki peygamberlere verilmemiş temel özelliklerden birisi olan Cevamiu’l-Kelim yani kısacık ve az sözlerle geniş ve özlü anlamları ifade edebilmek kabiliyet ve lutfunun Hasan el-Benna’nın, merhum şehidimizin sözlerinde ve risalelerinde pek büyük çapta bir makes bulduğunu söylemek bizim için gerçekten bir mübalağa değildir. -Kimseye hak etmediği bir övgüyü yapmaktan Allah’a sığınırız.-

Kısaca Cevamiu’l-Kelim diye ifade edilen bu nebevi özelliğin Hasan el-Benna’nın söyleyip ettiklerinde ma‘kes bulması onun gerçek manada bir peygamber varisi olduğunun da göstergesidir.
O peygamberler ki geriye para pul miras bırakmazlar, onlar doğru, dünya ve ahiret saadetini sağlayan ilmi, salih ameli, ahlakı miras bırakmışlardır. İşte Hasan el-Benna, merhum ve muazzez o büyük şehit, gerçekten de peygamberî mirasa sahip birisi olarak devraldığı bu mirasın sorumluluğunun farkında olmuş birisidir. Bu bilinçle yaşamış ve bu bilinçle asırlara sığmayacak çaptaki büyük eylemleri ve başarıları -ihlâs ve samimiyetinin de katkısıyla- Cenab-ı Allah ona ve onun hareketine lutfetmiştir.
Merhum Hasan el-Benna’nın bir hareket adamı olarak ortaya çıktığı dönemlerde ve Müslüman Kardeşler hareketinden önceki hazırlık faaliyetleri diyebileceğimiz türlü cemiyet çalışmaları ile Müslüman Kardeşler hareketini kurduktan sonra ve bu hareketin gerçek anlamda mürşitliğini yaptığı, şahadetine kadar devam eden dönemde yani kısacası 20. asrın başlarında İslam dünyasının durumu ne idi? 

Hasan el-Benna henüz çocuk yaşta iken bütün emperyalistlerin İslam'ın son kalesinin başkenti olan, fethedilmesi için Peygamber aleyhissalatu vesselamın müjdesi bulunan İstanbul’un o zamanın İslam'ın hilafet merkezini ele geçirmek için bütün emperyalist güçlerin, Mehmet Akif’in tasviriyle;
“Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ 
Hani tauna da züldür bu rezil istila.”
mısralarıyla canlandırdığı o tek dişi kalmış canavar uygarlığın temsilcileri olan emperyalist ülkeler ve onların sömürgeleştirdikleri yerlerden getirdikleri, kendi adlarına savaştırdıkları, bir bölümü de ne için geldiğini, ne için savaşacağını bilmeyen kimseleri öne sürdükleri Çanakkale Savaşı cereyan ediyordu. 
Hasan el-Benna’nın çocukluk dönemlerinde birinci dünya savaşı ve buna bağlı olarak İslam’ın son kalesi, devleti ve ümmetiyle, milliyetçilik cereyanları, emperyalist faaliyetler ve içteki gafillerin de etkisi ile ümmetin acizliği ve çaresizliği neticesinde ipi kopan bir gerdanlık gibi darmadağın edildi. 
İslam dünyasının çeşitli yerleri, çeşitli sömürgeciler tarafından büyük bir aç gözlülükle paylaştırıldı, bu ülkenin, bu İslam devletinin yeraltı, yer üstü zenginlikleri, beşeri gücü, kaynakları tamamen işgal edildi, sömürgeleştirildi.

İşgalden kurtulan Türkiye, İran ve Afganistan gibi ülkelerde de kesinlikle emperyalizmin sahnelediği oyun ve programları bozmayacak, aksine daha rahat uygulanmasını temin edecek birtakım kukla yönetimler veya kendi direktiflerinin dışına çıkmayacak yönetimler başa getirildi.
Böylelikle ümmet İslam'dan, tarihinden ve kendisine hayat veren dininden koparıldı. Batının gösterdiği ve dinden uzaklaşmayı din ile ümmet arasına mesafe koymayı ifade eden cahili olması itibariyle eski, hortlatılması itibariyle yani bidat ile eşanlamlı olması itibariyle –sözüm ona- yeni bir hayat tarzına yönlendirildi.
Böyle bir hayat özendirildi ve kurumlaştırıldı.

İşte Hasan el-Benna’nın ve onun kurduğu dünya çapında –eksiklikleri, eleştirilecek noktaları olmakla birlikte meziyetleri, güzellikleri daha önde olan- Müslüman Kardeşler Hareketi’nin, Cenab-ı Allah’ın, müminleri içinde bulundukları hal üzere bırakmayacağına dair müjdesinin ve Rasulullah (s.a.v) efendimizin her yüzyılın başında bu ümmete dinini, dini hayatını yenileyecek kimseler göndereceği anlamındaki nebevi muştunun müşahhas bir ifadesi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. 

Ortaya çıktığı andan itibaren çağın en ciddi ve önemli hareketi olarak dikkat çeken Müslüman Kardeşler Hareketi doğduğu yer olan Mısır’ın sınırlarını çok kısa bir zamanda aştı. Filistin’den Afganistan’a, hatta Malezya’ya kadar, batıda Fas’a kadar İslam dünyasını etkiledi, uluslararası çapta o hareketin çağdaşı olan H.A.R. Gibb’den tutun, Bernard Luis’e kadar emperyalistlerin hedef göstericisi olup akıl hocalığı yapan bütün oryantalistlerin, İngiltere'sinden, Amerika'sına, Fransa'sına kadar belli başlı siyaset adamlarının, ilim ve fikir insanlarının dikkatlerini çekmiş, kendi açılarından bu hareketi nasıl kontrol altına alabileceklerinin, hatta daha da vahim olmak üzere bu hareketi nasıl köreltip, yolundan saptırabileceklerinin hesabını ve planlarını yapıp, programlarını ve eylemlerini ortaya koymaya itmiştir.



616
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

4

01/11/2014 - 06:41 Hasan El Benna ve Müslüman Kardeşler

4

23/08/2014 - 16:40 Gazzeli Çocuğun Destanı
 
Hatice İslamoğlu Erdem
Hay dili tutula kalbimizin!
Senai Demirci
'Damar'
Mustafa Ethem Köse
ROTASINI ŞAŞIRAN İNSANLAR
Celalettin Sipahioğlu
ALLAHU EKBER
Erdal Bayraktar
İNSANI DÜŞÜNMEK
Mustafa İslamoğlu
Sünnet Tasavvurumuz
Sayac
Tekil (Bugün) 682
Toplam 7913656
En Fazla 12015
Ortalama 1783
Üye Sayısı 860
Bugün Üye Olan 0
desing

desing : canliyayin.org

 2006 © FURKAN RADYO