New Page 1

 
Hicret, devlet ve kalkan…
01/11/2014 - 06:53

Abdurrahim Şen
Facebook da Paylaş
Zamanı durduran, tarihin akışını değiştiren ve bu özelliğinden dolayı başlı başına tarihin başlangıcı, miladı olmaya namzet olaylar vardır.

Bundan tam 1436 yıl önce Allah Rasulü (s.a.v.) ve Müslümanlar Mekke’den Medine’ye göç ettiler. M. 622 yılında Medine şehri yeryüzünün ilk İslam devletinin kurulduğu diyâr oldu. 

İslam’ın Arap yarımadasında ilk defa devlete kavuşması ve dünya siyasi dengeleri içinde vücut bulması anlamına geliyordu hicret. Kendileri açısından bunun ne anlama geldiğini çok iyi idrak ettikleri için ilk Müslüman nesil Hz. Ömer (r.a.) döneminde bu tarihi ânı takvimin başlangıcı olarak belirlediler. 

Ne Allah Rasulü (s.a.v.)’in doğumu (571) ne de vefatı (632)ne vahyin başlangıcı (610) ne de Müslümanların, binlerce yıllık geçmişe sahip adeta tarihe kök salmış imparatorlukların topraklarına hükmettikleri Kadisiye ve Mute savaşlarından zaferle döndükleri günler değil de İslam’ın devletini kurdukları gün İslam’ın tarihinin başlangıcı olarak kabul edildi.
 
Benzer bir duyarlılığı bu devletin başkanı Allah Rasulü (s.a.v.)’in vefat etmesiyle İslam toplumunun kamu otoritesine en üst düzeyde başkanlık eden makamda boşluk oluştuğunda sahabe toplumu içlerinden halife seçinceye kadar Rasul (s.a.v.)’in mübarek bedeni bile defnetmemelerinde de görüyoruz. Cenazenin bekletilmemesini emreden bizatihi Peygamber iken, hayatları boyunca peygamberin bir dediğini iki etmeyen sahabenin Rasulün cenazesini tehir etmeleri ne ile açıklanabilir?
 
Ancak kalplerinde hastalık olanlar can ve mallarını, tüm dünyalıklarını bu din uğrunda feda etmiş olan sahabelerin koltuk sevdasına düştüğü zihâbına varabilir. Hakikat şu ki, sahabenin bu tavrı halife seçiminin, söz konusu (peygamber de olsa) cenazenin defninden daha öncelikli bir farz olduğunun sahabe icmâı ile tescilidir. İşte Hz. Ebû Bekir (r.a.)’ı halife seçtikleri üçüncü gün Nebilerinin cenazesini defneden sahabe toplumu bu tavırları ile halife olmadan Nebi’nin emaneti dini ikame etmenin imkansız olduğunu hükme bağlıyor, tarihe önemli bir şerh düşüyordu.
 
Hz. Ali’nin buyurduğu gibi: “Din sütundur, Sultan onun bekçisi. Sütunu olmayan bina yıkılır, bekçisi olmayan bina ise zayi olur gider.”
 
O sultan yıkıldığında din binası da yıkıldı. Bu binanın sakinleri dağıldı, kanlarının heder edilmesi, namuslarının kirletilmesi, aşağılanma ve servetlerinin sömürülmesi, bin küsur yıl başlarına gelmeyen bela ve musibetler hep ondan sonra başlarına geldi.
Nurullah Genç’in “Yağmur” adlı şiirinde mükemmelen tasvir ettiği gibi:
 
Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe 

Her sayfaya talihsiz binlerce kurban düştü 
 
Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin 

En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü 
 
İniltiler geliyor doğudan ve batıdan 

Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düştü 
 
Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü 

Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü 
 
Sensiz ufuklarıma yalancı bir tan düştü
 
Sensiz kıtalar boyu uzanan vatan düştü
 
Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül
 
Yüzyıllardır dorukta bekleyen Sultan düştü
 
Evet, bir kölelik ruhuna mahkum olmuşların, sahabenin, ayağa kaldırmak için Nebi’nin bile mübarek bedenini defnetmeyi tehir ettikleri Sultan’ıngerekli olup olmadığı; İslam’da belli bir yönetim sisteminin olup olmadığı tartışmaları arasındayüzyıllardır dorukta bekleyen Sultan/Halife düştü.
Sonra …
 
Haritanın en beyaz noktasına kan düştü 

Kırıldı adaletin kılıcıkalkan düştü 
 
Her halde Rasulüllah (s.a.v.)’in M. 622 yılında hicret sonrası kurduğu devletin dünya siyasi sahnesinden çekildiği şu son yüzyılda İslam ümmetinin hali pürmelâline, batılı devletlerin ümmet coğrafyamıza; haritanın “en beyaz noktası”na kanlarımızdan kına yaktıklarına bakarak sahabe-i kirâmın neden hicreti (İslam Devleti’nin kuruluşunu) tarihin başlangıcı olarak tespit ettiğini anlayabiliyoruz. Anlayabiliyoruz haritanın “en beyaz noktası”ndaki kan banyosuna rağmen, kırılan adaletin kılıcı ve kalkanın gerekli olup olmadığını hala tartışanların kölelik ruhuna mahkum olduklarını…
 

Bu kölelik ruhunu ve iddialarını ele alacağımız bir sonraki yazımıza kadar Allah (c.c.)’ne emanet olun…



475
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

4

01/11/2014 - 06:53 Hicret, devlet ve kalkan…

4

23/08/2014 - 16:05 Işid İran ilişkisi/Frankeştayn yaratmak

4

31/12/2013 - 12:26 Yılbaşı gavur işi

4

28/12/2013 - 16:21 Şehidimiz şâhidimizdir!

4

01/08/2013 - 02:08 Kukla oyununun kaçıncı perdesi
 
Hatice İslamoğlu Erdem
Hay dili tutula kalbimizin!
Senai Demirci
'Damar'
Mustafa Ethem Köse
ROTASINI ŞAŞIRAN İNSANLAR
Celalettin Sipahioğlu
ALLAHU EKBER
Erdal Bayraktar
İNSANI DÜŞÜNMEK
Mustafa İslamoğlu
Sünnet Tasavvurumuz
Sayac
Tekil (Bugün) 704
Toplam 7913678
En Fazla 12015
Ortalama 1783
Üye Sayısı 860
Bugün Üye Olan 0
desing

desing : canliyayin.org

 2006 © FURKAN RADYO