New Page 1

 
Türkiye'nin yeni imtihanı
01/11/2014 - 06:55

Kazım Sağlam
Facebook da Paylaş

Köklü değişimler büyük yıkımlardan sonra olur, beynelmilel güçler için büyük yıkımlar olmadı, birinci ve ikinci cihan harbindeki yıkımlar köklü değişimlere vesile oldu ve birçok uluslararası kurum ve kuru-luş ihdas edildi. Hâlbuki şimdiki yıkımlar büyük devletlerin yıkımı değil ikincil güçteki devletlerin yıkı-mıydı veya yıkımıdır. Yıkıma uğrayan devletlerin çoğu da halkı Müslüman olan ülkelerdir, çünkü yıkımlar devam ediyor. Belki de büyük ve etkin güçler tali devletlerin yıkımlarıyla kendilerine doğru gelmekte olan yıkımın önünü kesmek istiyorlar, ömürlerini uzatıyorlar. 

[Birinci cihan harbinden sonra Osmanlıyı ortadan kaldıran irade beynelmilel güç haline geldi ve dünya hakimiyetini eline geçirdi. Böylece devir değişti İslam’ın hakimiyet alanı da Batılıların uhdesinde kaldı. Batılılar bu gücün tekrar İslam dünyasına geçmesine asla razı olmazlar ve en vaz geçemeyecekleri şey de budur. Bu anlayış Batılıların kırmızıçizgisidir, olayları değerlendirirken gözde ardı edilmemesi gereken bir husustur. Bu hâl İslam dünyasının eksikliklerini ve yanlışlarını örtmeye de vesile edilmemelidir.]
1990’dan beri dünyada hızlı gelişmeler olmaya başladı. Bu hız gittikçe de artıyor. İki kutuplu dünya yıkıldı, bunun yerine yeni düzen inşa arayışı başladı. Fakat kolay olmayacağa benziyor, her yeni inşa bir önceki düzenin yerine ikame edileceği için önceki düzenin ortadan kalkması, en azından tesirinin azalması elzemdir. Elan beynelmilel sistemin kurulması önceki –iki kutuplu dünya sisteminin- ortadan kalkması veya ABD ve Rusya’nın tesirinin azalması zorunludur. Bakıyoruz gene eski güç odakları işbaşında, sistem değişmiş gibi görünse de uygulamada çok şey değişmiyor.

Değişmekte olan ana unsurlar değil tali unsurlardır, tali unsurların değişimine tam değişim denilmez, buna onarım veya zaaflarını görüp tamir etme demek daha doğrudur. Uluslararası oyun kurucular, neyi nereye kadar değiştireceğini biliyor, lakin tali oyuncular, senaryodan haberdar olmadıkları için değişimi genel ve mutlak olarak anlamak istediler veya onlara öyle sunuldu. Onlar da ona göre hare-ket etmeye başladılar ve yenidünya kuruluyor, tam yerine oturuncaya kadar biz kendimize yeni yeni mevziler kazanalım, onun için biz kendi içimizde köklü değişimler yapalım deyü atağa kalktılar. 

Türkiye bu hususta büyük yıkım olmadan büyük değişim olabileceğine inandı ve atağa geçti. Kendi iç dinamiklerini alt-üst etti, bu işine de yaradı. Gereksiz birçok yükten kurtuldu, lakin değişim yıkımın olduğu yerlere kadar sirayet edebildi ve orada durdu. Türkiye ise, iki cihan harbinden sonra oluşan beynelmilel güç odaklarının değişeceğine de kani oldu veya öyle inandırıldı. Yenidünya düzeninde yerini almak için köklü değişimin ayak seslerinin geldiğine inandı ve komşularıyla ilişkilerini de bu yeni sisteme göre ayarlamaya başladı. Arap Baharını da bu meyanda anlamaya çalıştı ve yatırımını ona göre yaptı. 

Uluslararası sistem, kendi çizdiği istikamet üzere değişimini sürdürüyor, büyük taşlar yerinde kalacak küçük taşları oynatıyor. Tabii her büyük devletin etrafında oluşmuş haleler halinde devletler var şu an onlar üzerinde mücadele veriliyor. Dikkat edilirse, dönüşüm önceleri daha çok SSCB’ye yakın olan ülkeler üzerinde yoğunlaşmış durumda. Berlin duvarının yıkılmasıyla başlayan süreç devam ediyor. Kapitalist blok arasındaki rekabet hangi devlete neresi bırakılacak pazarlığının kavgası var. 

Türkiye, halka dayanarak, devlet-millet kaynaşmasını temin ederek yenidünyada söz sahibi olmak istiyor. Halka dayanan iktidarlar olursa/bu sağlanırsa, halktan halka irtibat kurulur ve devam ettirilirse adil bir denge sağlanacağına inanıyor. Böyle bir dünyada bölgesel güçler kurulur ve etkin hale gelir. Arap Baharı ile bu kapının aralandığını gördü Türkiye idarecileri/AKP kurmayları ve buna oynadılar. Ama büyük ve zinde güçler, bunun hemen önünü kestiler. Önce Mısır, Libya, Yemen gibi yerlerde bu durduruldu. Suriye’de ise oluşmasına meydan verilmedi. Türkiye kurmak istediği oyunun kendi aleyhine döndüğünü fark etti ama dönüşü zor bir yerdedir. Ne büsbütün dönebilir, eski hale avdet edebilir ne de yeni şeklini dünyaya kabul ettirebilir. 

Suriye’de meydana gelen son olaylar, yıkımın, değişimin nereye kadar uzanabileceğinin ipuçlarını veriyor. IŞİD, Esed, Kürtçülük cereyanı ve bunların etrafında koparılın kıyametler. Batı tüm dünyayı IŞİD’e karşı seferber etmiş durumda. Düvel-i muazzama ile taze Hilafet kıyasıya çarpışıyor. Esed’in zulmü, Maliki’nin mezhepçi siyaseti, PKK ve yandaşlarının tüm vahşeti, Mısır’ın despotluğu hep örtüldü. Ekrana yerleştirilen IŞİD ve onun üzerinden bölgeye tekrar yerleşen Batılı emperyalistler. 

Türkiye yeni bir imtihanla karşı karşıya ya bugüne değin sürdürdüğü ahlâkî, insanî ve halkı Müslüman olan coğrafyayı benimsemeye devam edecek veya yeni kurulun koalisyona boyun eğecek ve iddialarından vaz geçecek. Temennimiz bu krizi de elini Müslüman halkın kanına bulaştırmadan işin içinden çıkabilmesidir. Türkiye Suriye’deki gruplara müdahalede bulunmamalıdır. Batılı güçler çeker gider ama biz bu toprakların müdavimleri olarak daima buradayız ve birbirimize muhtacız. Birinci cihan harbinden sonra ilk defa topraklarımıza sahip çıkmaya ve kendimizi idare etmeye başladık birilerini ürküttü. Ürkütmeye devam edeceğiz. Dipten gelen halkın dalgasının önünü kesebilirler, fakat öfke birikir başka yerden patlak verir. Uyanan ümmet bir olduğunun şuuruna varmış durumda. Yerli işbirlikçilerin ömrü uzasa da sonları çok çok uzak değildir. Yeter ki biz İslâmî temizliğimizi muhafaza edelim, kirli batılılar gibi olmayalım. Bizi ayakta tutacak bizim kendi ilkelerimize bağlılığımızdır. Bizi bitirecek olan da yine kendimizi inkar ederek batı davranış kalıplarını kullanmaktır. İslamî olmayan hiçbir davranıştan İslam ve Müslümanlara fayda gelmez. Pirüpak kalalım Allah önümüzü açar. 



547
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

4

01/11/2014 - 06:55 Türkiye'nin yeni imtihanı

4

28/12/2013 - 16:38 Yerel seçim atmosferi
 
Hatice İslamoğlu Erdem
Hay dili tutula kalbimizin!
Senai Demirci
'Damar'
Mustafa Ethem Köse
ROTASINI ŞAŞIRAN İNSANLAR
Celalettin Sipahioğlu
ALLAHU EKBER
Erdal Bayraktar
İNSANI DÜŞÜNMEK
Mustafa İslamoğlu
Sünnet Tasavvurumuz
Sayac
Tekil (Bugün) 831
Toplam 7817040
En Fazla 12015
Ortalama 1774
Üye Sayısı 860
Bugün Üye Olan 0
desing

desing : canliyayin.org

 2006 © FURKAN RADYO