New Page 1

 
'Damar'
11/12/2014 - 14:33

Senai Demirci
Facebook da Paylaş

Muhterem Hocam, Sayın Başbakanım…

Damardan girdiniz; evet. En zayıf yanımızı bildiniz. En gizli yaramıza dokundunuz. Evladının varlığından utanan aileleri onurlandırdınız. Sessiz çığlıklarına cevap verdiniz.

Tıkanmış damarlarımızı açtınız. Can parçamız kızlarımızın Down'lı görünüşüne, ümidimiz oğullarımızın engelli haline, acıyarak, küçümseyerek, dahası saldırgan diye bakarak uzak duran topluma bir kalbi olduğunu hatırlattınız. Özürlü kardeşinin varlığından utandırılan minik abilerin, abisinin aksak yürüyüşü yüzünden yolda kalan kız çocuklarının üzerinden o dışlayıcı bakışı uzaklaştırdınız.

Damarlarımıza kan yürüdü. Ümitlendirdiniz bizi."Adam olmaz" diye sokağa bile çıkarılmıyordu o özel çocuklar, şimdi göğüslerini gere gere okullarına gidiyorlar. Sakat diye "ne halin varsa gör!" dercesine unutulanlar hatırlandı sayenizde. Şimdi başarı hikayeleri olarak anlatılıyorlar.

Ar damarı çatlamışların tezgahını bozdunuz. Yıllardır sömürülen ailelerin, "sakat parası" ile avutulan anaların gözünde engelli çocuklarının itibarı yenilendi. Yeniden sevebildiler çocuklarını. Sıcacık bir ümitle kucakladılar Down'lı kızlarını, spastik oğullarını. Yolda kalmıyor artık engelli aileleri. Yabancı gözlerle bakılmıyor artık o saf yürekli çocuklara!

Şu anda 300.000'i aşkın "özel çocuk" her gün evlerinden alınıyor, ebeveynlerinin nezaretinde rehabilitasyon seanslarını alıyor ve nezaketle evlerine bırakılıyor. Ülkenin her köşesinde engellilerin de onurluca yaşayabileceğinin anıtı olarak irili ufaklı "özel eğitim ve rehabilitasyon merkez"leri yükseliyor. Zihinsel engelli öğretmeninden fizyoterapistine, çocuk gelişimcisinden servis şoförüne kadar 40 bin profesyonel "özel çocuklar" için alın teri döküyor. Öyle çok gürültülü bir hizmet değil bu. Yeraltında akıyor. Toplumsal huzurun kılcal damarı. Bu kadar özel çocuğun ailelerini de hesaba katınca, en az 2 milyon insan sessiz bir sevinçle, mahcup bir memnuniyetle dua ediyor size.

Ne var ki, bu dua damarı inceden inceye kesiliyor gibi. Tam da "eğitim"den sorumlu olanlar tarafından hem de! Özel eğitim ve rehabilitasyonun ne olduğunu bile bilmeyen, "Atatürk resmi" saymayı denetleme sanan, bina önüne zorla büst diktirmeyi zafer sayan kimi asık suratlı müfettişler marifetiyle üzüldü de üzüldü bu damar!  Sektörün nadir suistimalcilerinin ettikleri de basında defalarca tekrarlanan sansasyonel haber olunca, özel eğitim ve rehabilitasyon'un adı kötüye çıktı.

Bu damar bugüne kadar açık kaldıysa, ailelerin ve özel eğitimcilerin kararlığıyla kaldı. Devlet desteği çoktan azaldı. Belli ki bu güzel iş kendilerine emanet edilmiş olanlar  bile inanmadılar başarıya. Down Sendromluların kendi hayatlarını kurabileceğine inanmaz gözlerle baktılar! Eğitimi masa başında yazılan yönetmeliklerle yönetebileceğini sananlar, denetim defterleri kusursuz olunca, işler yolunda sandılar. Verilen emeğe katkıda bulunmak daha zordu elbet; onları baştan suçlu kabul edip önyargılarla ezmek daha kolaydı… Böylece "ince ve derinden akan, sessiz ve şaşaasız yürüyen" hayırlı bir hizmetin "bugün git, yarın gel"ci, koltuk konforuna yaslanmakta becerikli bürokrasinin sinsi pençesinde boğuluşuna yeni bir numune daha oldu. Olmak üzere…

Damar demişken… Sağlık sektöründe, denetimleri sıklaştırmak için "damar okuma sistemi"ni koyan devletimiz, aynı sistemi özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri için de geliştiriyor. Denetim meraklısı bürokratlarımız bu cihazlardan aldıkları sağlam verilerle özel eğitim merkezlerini asacaklar ya da yaşatacaklar. Şu açık ki, bir gün olsun, hatta yarım bile olsun, engelli bir çocuğun evinden nasıl alıp getirildiğine şahitlik etmemiş olmalılar. Ama onlar için her şey kâğıt üstünde görünecek. Göründüğü sürece de çözülecek!

"Masa başı eğitimcileri"nin görmediği ise şu: Sağlıkta damar okutma zorunluluğunun istisnaları var! "Zihinsel ve/ya fiziksel engelliler, 0-12 yaş arası çocuklar vs…" Rutinde "istisna" olanın özel eğitim söz konusu olunca "kural" olması, aslında bu zarif hizmetin nasıl da ağır bir körlüğün insafsız bir sağırlığın kurbanı olduğunun belgesi…

 Bu "damar"ı okuyacağınızdan eminim! 



652
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

4

11/12/2014 - 14:33 'Damar'

4

28/12/2013 - 17:08 Tayyip Erdoğan ortak değerdir

4

02/04/2013 - 13:11 Müftü devlet memuru değildir

4

19/01/2012 - 10:41 Benden kimseye saygı duruşu yok

4

19/12/2011 - 11:07 Ben artık 'dindar' değilim.

4

10/12/2011 - 10:41 Dersim'iz vicdan

4

23/10/2011 - 19:06 Adam olsaydınız Kürt derdik size!

4

18/09/2011 - 15:17 Sende Yusuf'un tuzağına değer bir şey var mı?

4

01/08/2011 - 12:18 Norveç'e altı minareli hatırlatma

4

14/06/2011 - 09:13 Şimdi hesaplaşma değil, helalleşme vakti

4

16/05/2011 - 15:27 Usame bin Ladin için papatya falı

4

10/04/2011 - 19:09 Faaliyetlerimi askıya almayı denedim ama…

4

03/12/2007 - 09:49 Senin eline diken batar mı komutanım?

4

12/10/2007 - 10:47 Kalbimizi nerede unuttuk?
 
Hatice İslamoğlu Erdem
Hay dili tutula kalbimizin!
Senai Demirci
'Damar'
Mustafa Ethem Köse
ROTASINI ŞAŞIRAN İNSANLAR
Celalettin Sipahioğlu
ALLAHU EKBER
Erdal Bayraktar
İNSANI DÜŞÜNMEK
Mustafa İslamoğlu
Sünnet Tasavvurumuz
Sayac
Tekil (Bugün) 674
Toplam 7913648
En Fazla 12015
Ortalama 1783
Üye Sayısı 860
Bugün Üye Olan 0
desing

desing : canliyayin.org

 2006 © FURKAN RADYO