New Page 1

 
“Allah’ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikâyet Ediyorum”
13/02/2015 - 07:18

Muhammed Yunus Güçlü
Facebook da Paylaş

Kalem ile yazmayı öğreten Allaha hamdolsun…

 
Selam olsun SeyyidKutublara,Hasan El Bennalara,Selamolsun ŞeyhAhmed Yasinlere,Abdülkadir Mollalara,Selam olsun Abdulaziz El Rantisilere,Selam olsun İmam Humeynilere,Şeriatilere,Selam olsun Muhammed Mursilere,Selam olsun Furkan Doğanlara ve Esmalara…
Selam olsun ümmetin bütün dava adamlarına ve davalarını davası edinen bütün Müslümanlara…
Abdülkadir Molla’nın ve 529 Müslümanın idamını durduramayan(henüz) İslam Âlemine de sitemim olsun…
 
Abilerim, ablalarım ve kardeşlerim. Sürekli “acaba 529 tane Müslüman değil de 529 tane kedi, köpek öldürülecek olsaydı veya 529 tane ağaç kesilecek olsaydı böyle susarlar mıydı?” tarzı söylemler ile karşılaşıyoruz. Bunu İslam âlimlerinden duymak ise beni ayrıca üzüyor…Doğrudur susmazlardı (hemcins olmak bunu gerektirir. Zira Tolstoy der ki; “Bir insan acı duyabiliyorsa canlıdır. Bir insan başkasının acısını duyabiliyorsa insandır").Af buyurun ama “bir Müslümanın canı bir köpeğin canı kadar değer görmüyor” gibi ifadeyi de bir Müslüman olarak kabul edemiyorum.Doğru olsa da böyle bir kıyas yapılmasına bir Müslüman olarak vicdanım el vermiyor. Fakat Müslümanlara yapılan zulümlere yine Müslüman(!) susmuş iken zalimlerin suskunluğundan neden yakınırız neden hayıflanırız?Biz Müslümanlar neden birbirimize yetmeyiz/yetemeyiz? Şu dünyada 1,5 Milyar Müslüman Abdülkadir Molla’nın idamını durduramamış iken zalimlerin bu zulümlerehaykırmasını beklemek akıl işi değildir… Ümmetin bütün coğrafyalarında Müslümanlara yapılan zulümler tesadüf değildir. Oyun ve eğlenceden ibaret olan bu dünya hayatında(3/185,6/32,29/64bknz) zalimler doğru olanı/doğru hamleyi yapıyor. Sözüm yanlış anlaşılmasın demek istediğim zalimler yapmaları gerekeni yani zalimliğin gerektirdiklerini yapıyor. Hem de en iyi şekilde yapıyor. Peki ya 1,5 Milyar Müslüman?
1,5 Milyar Müslüman Abdülkadir Molla’nın idamını durduramamış derken aklıma yine geçenlerde okuduğum bir hikâye geldi…(halimize güleyim mi ağlayayım mı bilemedim) Eminim birçoğunuzun bildiği bir hikâyedir fakat ben yine de hatırlatmak isterim…
 
Vaktiyle Bursa’da bir Müslüman, eski adı “Yahudilik Yolağzı”, bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş:
“Her kula helâl, Müslüman’a haram!”
Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye…
Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzura getirilmiş.
“Bu nasıl fitnedir, dini İslâm, ahalisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a yasakla! Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?..” diye çıkışmışlar adama. Adam:
- “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…”dedikçe kadı kızmış:
- “Ne delili, ne ispatı? Sen fitne çıkardın, Müslüman ahalinin huzurunu kaçırdın, katlinvâciptir!” demiş. Demiş ama bir yandan da merak edermiş:
- “Nedir gerekçen?” diye sormuş. Adam:
- “Bir tek Sultan’a derim…” diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş… Padişah da sinirlenmiş ama diğer yandan o da meraklanırmış:
- “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl,Müslüman’a haram yazarsın?”
Adam, başı önünde konuşur:
- “Delilim vardır, lâkin ispat ister.”
- “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?”
- “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultanım…”
- “Eeee?”-
“Sultanım, herhangi bir havradan (sinagog) rasgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…” Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Museviler, “ne oluyor, bu ne zulüm?.. Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim…” Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş… Bir hafta dolunca, adam:
- “Sultanım, artık bırakmak zamanıdır” demiş. Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler… Az zaman geçmiş ki, adam:
- “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultanım” demiş. Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar ayininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar… Levantenler din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine… Sultan:
- “Bitti mi?” demiş adama.
- “Sultanım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.
- “Şimdi nedir isteğin?”
- “Efendim, payitahtımız Bursa’nın en sevilen, en sözü dinlenilen, itimat edilen âlimini alınız minberinden…” Adamın dediğini yapmışlar, Ulucami imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler… Ve ne olmuş bilin bakalım? Bir ALLAH’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz? Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış… Geçmiş bir hafta, “Nerde imam” diye gelen-giden yok! Aptal ve cahil bir imam tayin edilmiş yerine, ne konuştuğunu kendi kulağı duymayan tam yobaz cinsinden biri… Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta derdest edilen koca âlim için:
- “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”
- “Kim bilir ne halt etti de tevkif edildi!”
- “Vah vah! Acırım arkasında kıldığım namazlara…”
- “Sorma, sorma…”
Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:
- “Eee, ne olacak şimdi? Adam:
- “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan.” “Haklısın” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş:
- “Ey büyük Sultânım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?”
Sultan acı acı tebessüm etmiş:
- “Hava bile haram, hava bile!” demiş…
Mısırda,Suriye’de,Filistin’de, Irak’ta, Tunus’ta, Afganistan’da,Rojava’da, Arakan ’da,Libya’da… ve ümmetin diğer bütün coğrafyalarında hep kan hep gözyaşı hep acı varken Müslümana hava,su,ekmek haram olur mu bilemem… Ama ben Şeyh Ahmed Yasin’in de dediği gibi ;
“Allah’ım Ümmetin Bu Suskunluğunu,
Sana Şikâyet ediyorum
Sana Şikâyet ediyorum
Sana Şikâyet ediyorum”
 
Sözlerimi şu ayetlerle bitirmek isterim…
 “Allah'ı sakın zulmedenlerin yapmakta olduklarından habersiz sanma, onları yalnızca gözlerin dehşetle belireceği bir güne ertelemektedir. İbrahim/42
“O zulmedenler nasıl bir devrim ile devrileceklerini pek yakında bileceklerdir ”Şuara/227
 
Selametle…


546
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

4

13/02/2015 - 07:18 “Allah’ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikâyet Ediyorum”
 
Hatice İslamoğlu Erdem
Hay dili tutula kalbimizin!
Senai Demirci
'Damar'
Mustafa Ethem Köse
ROTASINI ŞAŞIRAN İNSANLAR
Celalettin Sipahioğlu
ALLAHU EKBER
Erdal Bayraktar
İNSANI DÜŞÜNMEK
Mustafa İslamoğlu
Sünnet Tasavvurumuz
Sayac
Tekil (Bugün) 706
Toplam 7913680
En Fazla 12015
Ortalama 1783
Üye Sayısı 860
Bugün Üye Olan 0
desing

desing : canliyayin.org

 2006 © FURKAN RADYO